Prof. Dr. Doğan Aydal: “Ben geliyorum arkadaşlar farkında olun”

Yeniden Refah Partisi Kocaeli Büyükşehir Belediyesi başkan adayı olan Prof. Dr. Doğan Aydal ile seçime 2 kala özel bir röportaj gerçekleştirdik  

Prof. Dr. Doğan Aydal: “Ben geliyorum arkadaşlar farkında olun”
Haber albümü için resme tıklayın

Yeniden Refah Partisi Kocaeli Büyükşehir Belediyesi başkan adayı olan Prof. Dr. Doğan Aydal; ” Bu kadar mı korku bacayı sardı? Diğer partide ki arkadaşlar bize bir alıcı gözle baksın Allah aşkına..” Biz geliyoruz !”ne kadar destek olurlarsa o kadar memnun olurum. Duvarı yıktık geliyoruz yani olay bu” diye konuştu.

Prof. Dr. Doğan Aydal: “Ben geliyorum arkadaşlar farkında olun”

Değerli Hocam; Kocaeli’ye seçim çalışmaları için geldiğiniz ve seçim sattına girdiğiniz ilk günden bu yana,  seçime 2 kala Kocaeli’yi  ve Kocaeli halkını nasıl görüyorsunuz?

Kocaeli’ yi şehir olarak ikiye ayırmak lazım, tepe kısımları ve düzlük kısımları. İki ayrı Kocaeli var gibi..

Anladığım kadarıyla Belediye Başkanı Tahir Büyükakın beyefendi, yukarı kısımları çok görmemiş. Dolaşmasını ve eksikleri görmesini tavsiye ediyorum.

Kocaeli, özellikle  İzmit tarafı sadece yürüme yollarından ibaret değil. Yukarılara bir çıkıp baksın. Arada çok büyük bir fark var.

İnsanların hayati düzeyi açısından bile çok büyük farklılık olduğunu görecektir.

Kocaeli’ de sahaya indiniz,  halk ile buluştunuz, nasıl karşılandınız?

Ben 12 ilçeyi de bizzat merkezi de sokak sokak dolaştım. Bunu bütün arkadaşlarımız biliyor. Esnafı dolaştık, özellikle kadın kollarımız neredeyse  bütün evlere girdiler.

Bu arada onlara da teşekkür ediyorum. Çok iyi bir seçim süreci çalışması yürüttüler ve çok emek verdiler.

Bizler sosyal medya aracılığı  ile evlere girmeye çalıştık ama hanım kardeşlerimizin bizzat evlere gidip durumu anlatıyor olmaları bizim için çok değerliydi.

Sahada elimizden gelen her şeyi yaptık mı?

Eğer üç buçuk ay önce değil de altı buçuk ay önce gelseydim, toplumda şöyle bir intiba oluşabilirdi “seçime daha çok var.”

Dolayısıyla iyi bir zamanlama ile geldiğimi düşünüyorum.

Toplumdan edindiğim izlenim; AK Parti’nin de gizlemeye çalıştığı görüntü bu. Onlar sanıyor ki üç beş bin lira verdik bu iş tamam”

Biraz evvel söylediğim o Kocaeli’nin yüksek kesimlerinde iban istiyorlar, para göndermek için ve evlere erzak gönderiyorlar.

Düşünebiliyor musunuz bir parti ülke için  yaptıklarından çok eminse, böyle işlere gerek kalır mıydı?

Vatandaş böyle kendilerinin iki bin lirasına  muhtaç halde ortada olur muydu?

Milleti yapabildikleri kadar fukaralaştırdılar, şimdi de iki binlira vererek, kendilerine oy vereceklerini düşünme zavallılığı içindeler.

İnanıyorum ki halk bu sefer gerekli tokatı atacaktır. Bu durum sadece Kocaeli’de değil, Türkiye genelinde ki sonucu gördükten sonra AK Parti’ de ki çözülmenin başlayacağını biz biliyoruz…

Biz bunu nereden biliyoruz, 27 Mart’ta ilan edilen  üye sayımız 520 bin’i geçti. Türkiye’nin üçüncü büyük partisiyiz.

Çok büyük bir kesim olarak aslında  aynı temelden geliyoruz, “evet AK Parti’li kardeşlerimiz” AK Parti’ deki yanlışları gördükçe Yeniden Refah’a dönüş yapıyorlar.

Yeniden Refah’a AK Parti’den büyük talep başladı. Durum böyle olunca AK Parti de büyük panik başladı. AK Parti trollerinden atılan bütün iftiraların, olmaz söylemlerin temelinde bu yatıyor aslında..

Bunları çok umursuyor muyuz?  Hayır umursamıyoruz.

Sahada dolaşırken özellikle Ak partiliyiz diyen arkadaşlar, partilerini bıraktıklarını ve bu seçimde Yeniden Refah’a oy vereceklerini, biz daha bir şey söylemeden kendileri dile getiriyorlar.

Bunu bir propaganda söylemi olarak algılayabilirler ama sahaya çıkıp bir baksınlar…

Sanıyorum Sayın Cumhurbaşkanımızdan bir emir gelmeden hiç sahaya çıkmamışlardı. Kocaeli’deki sıkıntıyı görünce,bütün milletvekilleri, eski belediye başkanları ilçe ilçe dolaşmaya başladılar.

Şimdi şöyle düşünün; Yeniden Refahın aldığı oy 5.86 idi. Şimdide aynı yüzde diye düşünüyorlarsa ve aldıkları oyun aynı kalacağını düşünüyorlarsa ve kendilerine bu kadar güveniyorlarsa, bütün milletvekillerini niye sahaya sürdüler?

Sayın Cumhurbaşkanımız Kocaeli’ye neden geldi?

Bu bir kaybetme korkusu sonucudur.

Niye korkuyorsunuz? Sahada bütün milletvekilleriniz, başkanlarınız ve elinizde devletin gücü var.

Tahir bey neredeyse İzmit sokakları değil, Kocaeli’ yi bırakın, Bursa sokaklarında bile yaptığı telefiriği gösteriyor. Çünkü, her nasılsa  yaptığı tek şey o…

Hocam bunu Kocaeli turizmi için yaptığını düşünüyoruz.

Turizm için diyebilirler ama seçim renklerini, seçim konularınızın ve akışının aynısını üzerine bir tek yazıyı telefirik olarak değiştirirse, algı yönetimi seçim hedeflidir.

Başka bir renk olamaz mıydı?

Hata üzerine hata yapıyorlar aslında. Korku bacayı sarmış nederlerse desinler, üç dört gün sonra sonucu beraber göreceğiz...

Tahir Bey’in söylemlerini duyuyorum,  cevap dahi vermek istemiyorum. Ben kendisine, bir kaç defa “söyleyeceğiniz bir şey varsa hodri meydan”, dedim. Televizyon ekranlarına çağırdım. Yerel değil, her hangi bir televizyon olabilirdi Türkiye’ye hitap eden.

Oraya karşılıklı çıkardık, eteklerimizdeki taşı dökerdik. Bu bir güvensizliğin sonucudur. Çok yürekten söylüyorum ben burada 5 yıl belediye başkanlığı yapacağım, biri de çıkacak,  bana diyecek ki hadi hodri meydan…

Para sende, ne yaptığını biliyorsan eğer çık televizyona karşılıklı  beni mahçup et. Bu yüreği gösterememiştir, ne diyebilirim.

Sahayı dinlesinler, sürünen emekliyi dinlesinler. Öyle üç beş bin lira ile geçiştirecekleri bir konu olmaktan çoktan çıkmıştır bu durum.

Nereden bakılacak olursa olsun halk sıkıntıdadır. Bunun artık belediye işi olmaktan çok öteye vardığını, Tahir Bey’de biliyor ama  sesi çıkmıyor.

Bir de olaya şöyle bakıyorum ve ısrarla söylüyorum; Bir kişi çok şey vaad etmiş, metro vaad etmiş, duble yollar vaad etmiş, parklar, marinalar bir sürü şey vaad etmiş.

Bunlar için para gerekiyor, diyelim ki senin bütçen yetmedi…

Ya, bu arkadaşımız kendi partisi hükümet partisi olduğu halde hala isteyemiyecek kadar kabiliyetsiz, ya da para istedi, hükümet’ te para yok vermedi. Belli ki hükümet’ te para yok,  vermediyse bundan sonra yapacak bir şeyi de kalmamıştır.

Şimdi diyecek ki ben yapamayacaksam hoca nasıl yapacak?

İkimizin arasındaki fark o. İş bilen meselesi, Farkımız iş bitirme belgelerimiz.

Önemli olan şudur; bütçeyi nasıl kullanacaksınız.

Gerçekten iyi bir idareci misin? Mevcut bütçeyi nasıl kullanıyorsun, farklı kaynakları nasıl idare edebiliyorsun.

Hükümetten para alamayacaksan  sıkıntılısın zaten. Türkiye’nin en borçlu belediyelerinden birisin gelecek dönemde ne vaad ediyorsun?

Gelecek dönemde 5 milyar TL borçlu bir Kocaeli’ mi vaad ediyorsun. Hikaye bu aslında…

Kocaeli’lerin farklı birine şans tanımaları lazım. Bu kişinin geçmişte ne yaptığı bilinen iş bitirme belgesi olmalı.

Ben devlet yönettim, Kocaeli’yi de çok ta güzel yöneteceğim.

Neden Kocaeli yerel kanallarında yer almadınız, Kocaeli basınında yer almayı tercih etmediniz, neden Kocaeli’lere Kocaeli’den seslenmediniz?

Bunun açıklaması basit.. Bu soruyu basınımızın kendisine sorması gerekiyor. Beni neden çıkartmadılar? En önemli TV kanalları beni çağırıyor.. bir sebepleri var, ben farklı bir rengim. Anlattığım, topluma mal olmuş sözlerim var, bir duruşum ve bir dünya görüşüm var.

Eğer Kocaeli’de ki kanallar beni niye çağırmıyorlarsa, bunu kendilerine sormalılar ve bunun cevabını da aslında onlar biliyor.

Kelimeye dökmeye lüzum yok. Kendi kendilerini sorgulasınlar.

O halde Kocaeli basınını nasıl görüyorsunuz?

Kocaeli basınını bağımsız hür gazeteciliğin temsilcisi olarak görmüyorum. Tam olarak özeti bu…

Ben bir rakibim ama her şartta benim söylemlerimi de yazabilmeliler. Nihayetinde biz halkın görüşüne baş vurmayacak mıyız?

Halk neye teveccüh ederse, kabul etmelidir ama sadece bir tarafın söylemlerini yazar, her gün manşet yaparsanız, siz özgür gazetecilik yapmamış olursunuz.

Siz rakibinizi dahi konuşturmalısınız. Seçimi kazanan aday o konuşmalara rağmen seçimi kazanmış aday olmalı.

Yoksa bir tarafı susturduk, hiç görüşlerini nakletmiyoruz olmaz.

Peki ya o susuyor mu? Hayır susmuyor..Türkiye medyasıyla sesleniyorum, halk daha iyi duyuyor aslında.

Basın zaten bana yer vermeye niyetli değildi mi,  demek istiyorsunuz?

Davet ettiler de biz mi gitmedik?

Peki ben davet edilmeyecek bir kişi miydim?

Tüm Türkiye basını davet ediyor. Bu seçim döneminde de en çok seyredilen kanallarda beş altı program yaptım.

O kanallarda ki reytinglere bir baksınlar..

Buna rağmen, davet edemiyorlarsa, bu sefer gerçekten biz hür ve bağımsız birer gazeteci miyiz, televizyoncu muyuz? diye kendilerini sorgulasınlar.

Başiskele’de bir eviniz var, buna rağmen otelde kalıyor olmanız çok eleştiri aldı. Neden otelde kalmayı tercih ettiniz?

Evet Başiskele’ de evim var, Tüysüzler mahallesi’nde de var. Kalmadım, problem şu, bana günde  onlarca misafir geliyor.

Burada bize yardım eden kişiler var, içecek, yemek ikramı bulunduğumuz insanlar var, misafirleri mi ağarlamak burada benim için daha kolay oluyor.

Röportaj verdiğim alanları, sohbet ettiğim alanları, tercih noktasında daha sağlıklı ortamlar oluşturabiliyorum.

Ev içerisin de bir anda otuz, otuz beş insanı ağırlamak, toplantı yapmak güç olacaktı. Ayrıca tertip ve düzeni sağlamak çay, kahve, yemek ikramı sağlamak evin içerisinde ekstra bir iş ve zaman kaybı demek.

Burada her konuda bize yardımcı oluyorlar. Burada olmam demek, benim göçmen olduğum  anlamına gelmiyor. Benim takım arkadaşlarım villa da kalıyor. Villa demek te suç oluyor.

Ne yapsaydım bilmiyorum. Hizmet kolay yürüsün diye, bir otele yerleşiyorum. Benim buraya verdiğim parayı sorgulayacaklarına, kendilerine emanet ettiğim, bunu yayınlayın diye ellerine verdiğim, bu belediye hakkında ki sayıştay raporlarını neden yayınlamadıklarını sorgulasınlar.

Yayınlama cesareti gösterebilirlerse, işte o zaman ben onlara özgür basın derim.

O sayıştay raporlarını ben hazırlamadım. Her belediye hakkında sayıştayın resmi devlet  memurları gelirler, incelerler, şunları eksik bulduk derler. Niye yaptın derler, şu paranın hesabı gözükmüyor derler.

Bir sürü sorular var orada. İlk yaptığım basın toplantısında ben bunları teslim ettim ama yazma cesaretini gösteremediler. Malüm sebeplerle!

O zaman kendilerine nasıl hür ve bağımsız basın diyecekler.

Bula bula bir otelde kalmamı sorguluyorlarsa, Allah’a şükürler olsun. Bende demek ki hiç kusur yokmuş. Bir de bula bula kirvemi bulmuşlardı. Üç buçuk ayda bulabildikleri buysa, ne diyelim..

Derince İlçe başkanınız istifa etti, bunun sebebi olarak CHP Derince başkan adayı  Sertif Gökçe ve CHP ile işbirliği yapıldı iddiası ile gündeme geldi YRP, CHP ile bir şekilde masaya oturdu ve bir işbirliği sağlandı mı, YRP İl başkanlığı  Fatma Kaplan Hürriyet ile görüşme gerçekleştirdi mi ?

Önce Derince’de ki arkadaşımızdan başlayım. Derince’de ki arkadaşımız şu anda il genel meclisi sıralamasında 1. Sırada ve usüllere göre davranmadı.

Bu arkadaşımız ile ilgili olarak, ilçeden aldığım bilgileri aktarıyorum; Öncelikle, Seçim kurul kararlarına göre gününde istifa etmeliydi. Belgelerin incelenmesi sonrası adı geçen kişinin geçtiğimiz hafta istifa ettiği anlaşılmıştır. Partimiz bu kişi ile ilgili yazışmaları seçim sonrası yapacaktır. istifa etmelidir. Oradaki  sırasını boşaltmalıdır, çünkü kendisi yüksek seçim kurulunun “bu ilçede görevli kişinin şu tarihe kadar istifa etmelidir “ demesine rağmen istifa etmemiştir.

Burada teknik bir eksiklik vardır. Bu açığı  fark edildiği için, tabir uygunsa vuruşarak ayrılmak, karşı tarafa laf söyleyimde öyle ayrılayım diye düşünmüş olabilir.

Bu dahi önemli değildir. Yeniden refah partisinin bir ilçe başkanı olarak, genel meclise müracat ettiğinde, istifa etmesi gerektiğini bilmeliydi.

Bu durum partiye karşı da yapılmış bir nezaketsizliktir.

Bizim, diğer yandan kimseyle masaya oturupta, Yeniden Refahlılar başka bir partiye oy vercek gibi her hangi bir ne konuşmamız, ne masaya oturmamız, ne de toplantımız olmuştur. Bu mümkün değildir.

Kişilerin de kendi kararlarına  bir yere kadar hükmedersiniz.

Diyelim ki farklı partilerden değerli arkadaşlarımız bana oy verirse, ben niye bana oy verdiniz diye sorgulamalı mıyım?

Duyuyorum ve hatta arkadaşların kendileri gelip söylüyorlar, bir çok partiden gelip “ hocam bu sefer oyumuz size, sizi destekliyoruz” diyorlar.

Partisi aksi bir yönde karar aldı, ya da almadı diye sorgulu cümlelere girmiyorum.

Bu bir belediye başkanlığı seçimidir. Biz kanalizasyonla, suyla, havayla, yatırımla uğraşacağız.

Arkadaşlar hep dile getiriyorlar, adaylardan kim bunu yapabilir?

Birinin eline yüzüne bulaşmış bir beş yılı geçmiş. Park bahçeden bahsetmiyorum yaptığı şeylerden, Seka’yı devlet yaptı, hastaneyi özel kurum yaptı, ortaya koyduğu bir telefirik var, onu da taa Bursalara kadar ilan ediyor, “ben telefirik yaptım” diye. Aferin ona!

Biz burada elimizden gelen her gayreti göstereceğiz ve ülkeyi’ de beş, on milyar borçlandırmayacağız. Bunu görüpte diğer partili arkadaşlar desteklerlerse minnettar olurum.

Bana inanan kardeşlerim hangi partiden olursa olsun bana oy veriyorlarsa başım üstünedir.

Bu şehrin suyunu  içen, bu şehrin havasını koklayan  Kocaeli’den gidemiyormuş, hocam siz de suyunu içtiniz, havasını kokladınız..

Evet çene suyundan içtim..

O zaman seçimi kazanırım mı diyorsunuz?

İnşallah

Beklentiniz nedir?

% 37 alacağımızı hesaplıyoruz.

Elimize gelen anket verilerine göre ve halkın nabzına bakıldığında  Tahir Büyükakın kazanıyor görünüyor.

Hangi anket verilerine göre..

O zaman niye Cumhurbaşkanı geldi?

Niye bütün milletvekilleri sahada, çok rahat alacaklarsa bu seçimi bu arkadaşları niye yoruyorlar?

Saha da, emekli olmuş eski belediye başkanları var, onları bile çağırıyorlar, aman gelin diye. Hepsini görüyorum.

Eski milletvekillerini, hatta eski bürokratlarını çağırıyorlar gelin diye.

Bu kadar mı korku bacayı sardı. Diğer partide ki arkadaşlar, bize bir alıcı gözle baksın Allah aşkına..” Biz geliyoruz” ne kadar destek olurlarsa o kadar memnun olurum. Duvarı yıktık geliyoruz, yani olay bu…

Kocaeli basınının ve Kocaeli Halkının size olan bakış açısı arasında farklar mı var diyorsunuz bu durumda…

Basının anlattığı kişi olmadığımı zaten halk biliyor. İstedikleri kadar gayret etsinler,onların anlattığı kişinin ben olmadığımı halk biliyor.

Halk’ın kendisi bana söylüyor. Özür diliyorum ama halk aptal değil..

Eline ulaşan belgelerden zaten anlatılan o  kişinin ben olamayacağımı biliyorlar. Yüzbinlerce özgeçmiş var vatandaşla paylaşılan,  aktif sosyal medyada her şeyim ortada,  975 bin telefona ulaştık, 42 film hazırladık. Seyredilenlerin bir buçuk milyonu  geçenler  var.

Halk görüyor, onlar istedikleri kadar beni yasakladıklarını düşünsünler. İnanıyorum ki kredi kaybediyorlar.

Geçtiğimiz günlerde sizi desteklediklerini açıklayan 20 partiyle  bir iftar programında bir araya gelerek bu desteği duyurdunuz. Bu partilerin bir hükmünün olmadığı ve tabela partilerinden ibaret olduğu konuşuldu, yorumunuz nedir?

İçlerinde Anadolu Birlik Partisi gibi, Özal’ın partisi gibi ve diğer partiler, Türkiye’de yasal olarak kurulmuş partiler var.

İçlerinde seçime girenler var mı? var.

Şimdi bu arkadaşlarımızın, takip ettikleri yollara da baktım, çok farklı bir spekturum var, her uçtan.

Benim için önemli olan bu arkadaşların tabela partisi olması az oy aldı, çok oy aldı değil, bütün bu farklı ideolojik görüntülere sahip  yirmi partinin, “Doğan Aydal seni destekliyoruz” demesi..

Önemli olan bu farkında değiller mi?

Eğer ben en soldakinden en sağındakine kadar partileri kendime yakın hissettirdiysem başkan adayı olarak, ne mutlu bana derim.

Olaya hangi açıdan baktığınız önemlidir. Onların oyu şu kadar ya da bu kadardır…

Seçime girerken sayın Cumhurbaşkanının yüzdesi bile belli olmayan grupları dahi aldığını hepimiz biliyoruz. O zaman sorguladılar mı, bunların kaç oyu var diye.

Bizim özgür olmayan basın olayları istediği gibi yorumlayabilir. Unutmasınlarki geçen İstanbul seçimini başlangıçta sadece 13.000 oyla kaybetmişlerdi. Bu beğenmedikleri partinin çok kıymetli oylarını günü gelinde kendilerine hatırlatacağım.

Ben geliyorum arkadaşlar, farkında olun. Yarın benimle nasıl yüzleşecekler çok merak ediyorum.

Üç buçuk aydır yazacak doğru dürüst tek şey bulamadılar mı? Ya da gelecekte nasıl bulacaklar.

İmamoğlunu destekler gibi göründüğünüzü düşünen insanlar var ve bu durumun sizinle CHP İzmit Belediye başkan adayı  Fatma Kaplan Hürriyet arasında bir hukuk oluşturabileceği düşüncesi akıllarda gidip gelirken, Hocam ne tesadüftür ki  CHP İzmit Belediye başkan adayı Fatma Kaplan Hürriyet’ te Sözcü TV’ye çıktı.

Bütün bunları benim düşünmem, yargılamam bile gerekmiyor. Sözcü TV benim babamın televizyonu değil. Çıkmış olabilir,herkes çıkıyor. Yani uğraşsanız böyle bir bağlantıyı kuramazsınız.

Sağolsun Fatma Hanım İzmit ilçemizin kongresine geldiler, beni dinlemişler beğenmişler.

Bu bir suç mu? Değil.

Daha sonra kendisiyle bir kez rastgeldim, o da Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti 16 Ocak Basın Onur günündeydi. Kendisiyle merhabalaştık.

Daha sonra ne makamında bir ziyaret, ne bir görüşme sağlandı, ne de bir bağlantı oldu.

Ama birileri her türlü bağlantıyı kuracaksa kurabilir, engelleyemem.Aslı yoktur.

Ama Cumhuriyet Halk Partili kardeşlerim bana oy vermek isterlerse başım üstüne..

CHP’nin sempatisini, sahada ortamlarda şahitlik ettiğim konuşmalarda kazandığınızı görüyorum.

Sağolsunlar. Ben yürekten konuşuyorum. Gerçekten sesin yürekten geldiğini duyanların başka bir şey düşünmeleri gerekmiyor.

Şimdiye kadar “ bu adam yalan söylüyor “diyen bir kişiye rastlamadım. Çünkü söylediğim her şey yürekten, kimseyi kandırmaya mecbur değilim.

Beş senede yapabileceklerimi söyledim. Kabiliyetim ölçüsünde olanların tamamını söyledim, para hesabı yaparak beş sene içerisinde neler yapabileceğimi söyledim, gerekçelerini söyledim.

Sanırım bu halk’a geçiyor. Bu sebeple de, oy veren herkesin başımın üstünde yeri var.

Eğer belediye başkanı olursam parti rozetiyle olmayacağım ki Türk bayrağı rozetini takacağım. Çünkü ben artık şehri emini oluyorum. Şehrin “emin adamı” oluyorum olacak.

Dolayısıyla herkese yakınlığım eşit olacak. Adil davranmak mecburiyetindeyim. A partili, B partili, C partili böyle bir şeyi yaparsam bizim Partinin temel felsefesine dahildir,  biz adil düzen diyoruz.

Hem adil düzen diyeceksiniz, hem de orada sadece Yeniden Refahlıları mı kollucam. Böyle bir düzen sürdürülemez, yürüyemez ve Türkiye’ de iktidara gelemez. Eğer halk’ın tamamına açılırsanız, adil davranırsanız ve hizmet eşitliği götürürseniz o zaman bir anlamı değeri olur partinizin. Dolayısıyla bunu hissetmişlerse ne mutlu bana.

Kocaeli’de ki seçim sürecinde sizde en çok iz bırakan hatırlayacağınız olay ya da durum ne oldu?

Çok şey var..

En hatırda kalanı halkın sokakta bana sarılması oldu. Onların tabiriyle ben dışarıdan gelen biriydim ama beni Kocaeli halkının bu kadar kolay bağırına basacağını önceden tahmin edemezdim.

Onca kişi fotoğraf çektirmek istiyor, sarılıyor, teyzelerim beni kucaklıyor. Bu etkiliyor insanı, en azından söylemlerimiz yerini bulmuş, aktarmışız demek ki diye düşünüyorsunuz.

Seçime iki kala Kocaeli halkına mesajınız nedir?

Gerçekten bize güvenin, biz iş bitirme belgeleri olan, çok iyi projelerle gelen ve sadece halkı önceleyen bir politikayla, seçime geliyoruz.

Tercih tabi ki onların ama artık değerli halkımda bu mevcut atmosfer de hem ekonomik atmosferde, hem de mevcut belediye başkanının bütün o biraz evvel saydığım kabiliyet ya da kabiliyetsizlik üzerine kurgulu idareyi istiyorlarsa buyursunlar oy versinler, değilse onların oylarına talibim.

Bize güvensinler, güven oyları, hakettikleri  hizmeti ve adil düzeni beraberinde getirecektir.

Teşekkür ediyorum, bana zaman ayırdığınız için. Merak edilen, cevap bekleyen bir çok soruyu yönelttim, her sorunun cevabını çekinmeden verdiniz, teşekkür ediyorum, seçim sattında başarılar diliyorum.

Ben teşekkür ederim, hür ve bağımsız bir gazetecilik yaptığınız için.

29 Mar 2024 - 19:46 -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Hakimiyet Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Hakimiyet Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Hakimiyet Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Hakimiyet Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Yavuz Yavuz - Doğan Bey Gibi Bir Değeri Kocaeli'mizde Görmek Bizler İçin Büyük Bir Şans.

Ayrıca Yerel Basınla İlgili Söylediklerine Tamamen Katılıyorum.

Kocaeli de Bağımsız-Özgür, Objektif Bir Medya Kuruluşu Yok.

Hepsi Bir Şekilde Gemisini Yürütmeye Bakıyor. Dolayısıyla Doğan Bey Gibi Bir Kişiliği Göremezler Ancak Nemalandıkları Yerlere Hoş Görünmek İçin İftira Atar, Yalan Yazarlar.

Sonuç İtibariyle Kalpler Yanlızca Allah'ın Takdirindedir.

Bakalım, Görelim 1 Nisan Ne Getirecek.

Velhasılı Kelam

Son Olarak

Seçimlerin Sağ Duyu İle Geçirilip,

Sonuçların Halkımızın Hayrına Olmasını Temenni Ediyorum...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 30 Mart 00:51